25 Ağustos 2010 Çarşamba

Uzun Zamandan Sonra

Sonunda blogun kayıp sahibi kendisini gösterecek mi?
Az sonra...

Hayır sadece yazacağım. Salak esprilerle giriş yaparak durumu kurtarmaya çalışıyorum. Zaten birilerinin okuyacağı falan yok. Benim bile üç ayda bir girdiğim blogu kaç kişi takip eder ki. Yine de yazıyorum. Hani ne olur ne olmaz. Bakarsınız ilerde okur da bunları yazarken neler düşündüğümü hatırlarım falan.

Şu sıralar hayat oldukça boktan. Uzun zamandır öyle. Ne diye boktan olduğunu bile merak etmez oldum. Alıştım artık boktan hayat tarzıma. Ufak tefek değişikliklerle yaşamaya devam ediyorum. Her zaman ki gibi ailemle aram kötü. Arkadaşlarım harika insanlar olsalar da hayatımı etkileyecek şeyler yapamazlar. Ee bunu ileride okuyunca kendi kendime demeyecek miyim "şikayet etmeye mi girmişim aq" diye? Kesinlikle diyeceğim ama olsun, demekten bir şey olmaz.

Dediğime göre bu kadar şikayet yeter. Biraz da başka şeylerden bahsetmek lazım. Son zamanlar da bir kaç işte çalıştım ama hiçbirisinde devamlılığı sağlayamadım. Tabi bu benim suçum değildi. Sadece yaşayan insanların %99'unun salak olmasından kaynaklı. Yani ben olsam benim gibi birisini hayatta kaçırmam ama anlayamıyorum, fazla salaklar. Ne diye kendini bu kadar beğendin demesin kimse, yaşadıklarımı anlatsam hak verirsiniz. Ailem de çok uyuz etti beni bu konuda ama şikayete devam etmek istemiyorum.

Neyse onlar da geride tecrübe olarak kaldılar. Sevindirici şeyler de var hayatımda. Mesela ablam hamile. iki buçuk aylık. İlk ultrason resimlerini gördüm bana benziyor kerata. Gerçi 3cm boyunda daha ama belli, benim gibi uzun olacak. Sadece bu da değil, ablam şu an diğer odada uyuyor. Tatil için bizim yanımıza geldiler. Berbat bir tatilleri olacağı kesin. Yine de güzel geçirmeleri için elimden geleni yapacağım. Ayrıca çağa ayak uydurmaya karar verdim. Windows 7 kullanmaya başladım. XP çok eskidi artık. Bir yerden başlamak lazımdı, bu günü seçtim. Hala çok tuhaf geliyor, yıllardır XP'nin anasını bellemiştim, her şeyi yapabileceğimi düşünüyordum onunla. Ama şu an W7 ile kendimi çıplak gibi hissediyorum. Ama XP'den gelen tecrübeyle kısa sürede öğrenirim.

Şu sıra ramazandayız. Her ne kadar benimle alakası olmasa da benim için önemli diyebiliriz. Çünkü bayramdan sonra arkadaşlar olarak Bursa da toplanmak gibi bir düşüncemiz var. Daha detaylar belli değil ama uzun zamandır düşünüyoruz, büyük ihtimalle gerçekleşir. Geçenlerde Eskişehir de toplanmıştık harika olmuştu. Seviyorum o insanları ya, hepsi birbirinden iyiler. Nasıl desem, bir derdim olduğunda en azından moralmen bana destek oluyorlar ki istesem fazlasını bile olurlar.

Kim bu arkadaşlar? Kimliklerini deşifre etmeyeceğim tabii ki ama kısaca anlatayım;

Erdal
Malın tekidir. Kafası pek çalışmaz. Evi yakındır. Güzel oyun oynar ama içemez. Saçı uzundur. Nasıl arkadaş lan o demeyin. İyi çocuktur Erdal, sohbetine doyum olmaz. İlgilidir de, bir şeyini anlattın mı en çok o merak eder, o sorar. Yalan yok!

Göksu
Göksu hayat kurtarıcım. Neden öyle diyorsun demeyin, ben ciddiyim. Göksu'ya hayat borcum var. Eskişehir de gecenin bir yarısı otoyol da karşıdan karşıya geçerken fotoğraf makinesiyle geri geri yürüyerek fotoğraf çekmeye çalışıyordum ki o esnada Göksu koluma sarılmasa arabanın ya altındaydım ya da yolun yüz metre ilerisinde. Ayrıca Göksu'ya çok güvenirim, her şeyi konuşabileceğim birisidir. Bana ablam gibi bir şeyler öğütler falan. Doğruyu yanlışı göstermeye çalışır, bu huyunu da seviyorum. Gerçi ilk başlarda ikimiz de birbirimize gıcıktık ama oraları esgeçiyorum...

Ali
Aliyle Eskişehir de tanıştık. Daha önceden sadece net üzerindendi ama doğru düzgün konuşmamıştık bile. Eskişehir'de çok iyi çocuk olduğunu öğrendim, bir de gece herkes yattıktan sonra kral sohbet ediyor. Başka da birşey öğrenmedim, piçlik var biraz kanında...

Hakan
Bunun alnında yazıyor ben piçim diye. İnsanın moralini bozmak için uğraşan iskelet gibi bir tip. Anlatılacak gibi değil ki Hakan. Tanışmanız gerekiyor.

Ömür
Ou Style'ı bize kazandıran kardeşimiz. Ömürle netten sohbetimiz vardı. Tanıştığımızda da pek yabancılık çekmedik. Sevilesi bir çocuk. Bak bak gül, öyle birisi. Daha fazlasını bursa buluşmasından sonra anlatacağım...

Mert
Sıradan bir çocuk işte. Anlatmaya gerek yok.

Itır
Kesinlikle yeni değil. En eskisi. İlk net arkadaşım. İnternet ortamındaki insanlarla sohbet edip, bir şeylerimi paylaşmaya Itır ile başladım. Hala devam ediyorum. Bazen samimiyetine güvenip saçmalıyorum ama beni anladığını ve alttan aldığını düşünüyorum.

Barış
Çok iyi bir çocuk. Kendisinin biraz sorunları var, sanırım sinir sistemiyle alakalı ama yine de hayatı öyle yaşamasını öğrenmiş ve kendisine en az benim kadar güvenerek yaşıyor. Burada ondan bahsetmemin sebebi de bu aslında. Sorunu olmasına rağmen hayattan kopmuyor, kendisini soyutlamıyor. Ama hiç bir sorunu olmayıp, her şey ellerinin altında olduğu halde kendisini bilgisayarlara bağlayan ve insanlıklarını unutan insanları sevmiyorum. Bu yüzden bazılarından bahsetmiyorum hatta.

Selin
Son favorim. Hiç rahat bırakasım gelmiyor. Çok mu güzel demeyin, huyu çok güzel. Ben beklemediğim şeyleri bana gösteren animeleri severim, selin de beklemediğim tepkiler veriyor, bu huyunu seviyorum. İlerleyen zamanlarda Selinden daha detaylı bahsedebilirim. Hala pek tanımıyorum çünkü. Zaten kendisi şu an sıkılmış, öyle dedi.

Neyse bu günlük bu kadar yeter. Arada unutup yazmadığım şeyler oldu. Ayrıca kimsenin kötü yönlerinden bahsetmedim. Ama kötü yönlerle de pek ilgilenmiyorum. Çok kötü yönleri olsaydı zaten burada onlardan bahsetmezdim. Neyse görüşürüz tekrardan...

2 yorum: