27 Eylül 2010 Pazartesi

Güzel Günlerin Hatırına

Yine blogdayım. Alışılmadık bir durum. Ziyaretimin sebebi açıkça görülüyor ki bir şeyler yazmak. Ve yine açıkça görülüyor ki okuyan bir kaç kişi için bunları okumak da artık sıkmaya başlamıştır. Hep aynı geyik. Giriş kısmında saçmalama. Sonrası zaten daha saçma. Öyle işte. Tarz meselesi. Anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki... Ama sadece anlatmak istiyorum, yazmakla o kadar uğraşamam. Bir kısmını yazacağım bu durumda. O da büyük ihtimalle en eğlenceli kısımlar olacak. Hadi yine şanslısınız kafanızı ütülemeyeceğim. Gören de zorla okutuyorlar sanacak. Neyse konuya giriş yapayım yoksa saatlerce bu şekilde devam edecek gibi hissediyorum.

Uzun zaman bekledikten ve kararlaştıramadıktan sonra planlanandan üç gün gecikmeli şekilde Bursa da buluşmayı başardık. Nasıl bir düşünce yapısıyla gittim bilmiyorum. Ama Neptün'ü ziyarete gidiyor gibi hissediyordum yoldayken. Nilüfer ile de o yolda alakam kalmadı zaten. Adamların otobüsünde koltuklar kırık ve yol boyunca götüm başım ayrı oynadı ayıptır söylemesi. Artık Nilüfer ile asla işim olamaz. Dünyanın en güzel kızı Nilüfer ismiyle karşıma çıksın yüzüne dönüp bakmam. Neyse onlar için bu kadar yazdığım bile yeter de artar. Neyse, otobüsten indim ki Neptün gibi bir yerdeyim. Karşımda uzaylı kırması Hakan. Adam kürdan gibi. bir süre otobüs bekledikten sonra eve gittik. Hakanın küçük ama hepimizinkinden farksız odasında sohbet falan ettik. Çubuk aslan ile orada tanıştım. Adını da Jet koydum. Sabahın köründe otobüs durağından Erdal'ı da aldık tam olmadı. Birazdan tam olacak. Olsun bari artık. Akşamı ettik ve Göksu'yu da aldık, voltranı tamamladık. Oradan sonrası küçük, sağında sahil, solunda tarla, önünde dağlar, arkasında da tuvalet olan küçük bir yazlık evi. Belki de hayatım boyunca unutamayacağım güzel günler geçirdik. Bilmiyorum da ben çok eğlendim. İnsan öyle bir ortamda bulununca tüm hayatı o şekilde geçsin istiyor ama o hayatı elde etmek için ya zengin doğmak ya da yasadışı bir iş yapmak lazım. Sayılı gün çabuk bitiyor. Ayrılık vakti geldi ve ayrıldık teker teker. Çok eğlendik. Yeri geldi tartıştık. Bazen uyuya kaldık, bazen uyuyamadık. Her şekilde akıp gitti o güzel dakikalar ve daha önceki hayatlarımıza döndük. Gariptir ki msn resimlerime bu güne kadar kendimi koymamıştım ama oradan geldiğimden beri koyuyorum. Çok tuhaf. Anlam veremiyorum ama her şeye de anlam vermemek lazım.

Bu yazım da o güzel günlerin hatırına olsun bari. Umarım o mutluluğu kahve falımda dilediğim gibi hepimiz elde ederiz kalan yaşamlarımızda.

3 yorum:

  1. yalnız farkettim ki hiç eğlenceli bir şey yazmadım. o kadar şeyi yazmaya üşendim sanırım xD

    YanıtlaSil
  2. Türkiye'nin her yerine gittin bi şu 'Köylü Güzeli'nin yanına gelmedin *ühü ühü*

    YanıtlaSil
  3. oraya gelir bir daha dönemem diye korkuyorum. izmir benim için tehlikeli yer :D

    YanıtlaSil